Skip to main content Scroll Top
portfolio-03 (Demo)

Marka sahiplerinin en sık yaptığı hata, en görünür olanı en önemli sananıdır. Bir logo beğenilmez, işe yarar ya da yaramaz.

Çok sık görüyoruz. Marka sahibi yanımıza geliyor, elinde bir logo. Bazen iyi, bazen kötü. Sorusu hep aynı: “Bunu nasıl buldunuz?” Oysa sorulması gereken başka bir şey. Bu logo neyi söylüyor. Kime söylüyor. Ne zaman işe yaramıyor.

Bir markanın yüzü logo değildir. Bir markanın yüzü, o markanın konuştuğu her yerde aynı şekilde durabilmesidir. Logo bunun sadece bir parçası. Şişenin üstünde bir logo vardır, evet. Ama şişenin rengi, formu, üstündeki tipografi, arkadaki metin, rafta durduğu yer, satıldığı kanal, sahibinin ağzından çıkan cümleler, hepsi birlikte o markanın yüzüdür. Logo bu orkestranın sadece bir aleti.

Yanlış anlaşılmasın. Logo önemsizdir demiyoruz. Kötü bir logo markaya zarar verir. Ama iyi bir logo tek başına markayı kurmaz. Markayı kuran şey, tüm parçaların aynı fikirden çıkmış olmasıdır.

Bu yüzden biz bir markalaşma işine “bize bir logo lazım” diye başlayan görüşmelerde önce duruyoruz. “Önce ne söylüyoruz, onu konuşalım” diyoruz. Logo o konuşmanın sonunda gelir, başında değil.

Fikir önce gelir. Sistem sonra. Logo sistemin bir parçasıdır.

Benzer gönderiler

bir yorum bırakın